Bonitet, ormancılığın etik temeli olarak adlandırılabilir. Ormancılık sözlüğünde yetişme ortamı verimliliği olarak anılsa da, insanın doğayla sözleşmesinde “her şeyi baştan konuşalım!” demektir. Karşılıklı istekler açıkça beyan edilir ve birlikte bir yaşamın kapıları, bu şifreyle açılmış olur. Orman, kendi şeklini ona sunulan koşullara göre oluşturur. Toprağı, suyu, yükseltisi, yaban hayatı derken kendine has bir kimliği oluşur. Kimi zorluklar içinde hayata tutunmaya devam ederken, kimi de bolluk içinde yaşar.
Ormancılıkta anayasal bir kavram vardır: Amenajman. Bütün her şey bunun içinde yazar. Geçmişe ve bugüne bakar, geleceği yazarsınız. Hatta tam olarak sizden sonra doğacak olanlara roller yazarsınız. Bir anlamda sahnemiz orman, senaryomuz amenajmandır. Oyuncuları ise saymakla bitmez. Amenajman Yönetmeliği, boniteti kısaca, “Orman ekosisteminde yetişme ortamının verimliliği” olarak tanımlar. Bu bir tür ve bir orman bölmesi için orman ekosisteminin verebileceği ürün miktarı ve üretim gücü anlamına gelir. Ormancılığın etik temeline dair bu tanımların arkasında kocaman bir bilimsel derinlik ve deneyim yatar.
Ormanlar Hep Aynı Yerde Dururlar
Bir ormanı yakından gördüğünüzde, onun gür, zengin ve uçsuz bucaksız hali, evimize aldığımız ahşap ürünlerin, başka ormanlardan geldiğini düşündürebilir. Bu kimi zaman gerçektir. Çünkü hemen hemen bütün ülkeler ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli ağaç türlerinin odunlarını ithal ederler. Ancak masanızın akrabası ağaçları görmek istediğinizde bulacağınız orman, o yol kenarında hayranlıkla baktığınız ormandan farksızdır. Çünkü bonitet, yani yaşam gücü, bize belirli bir sınır koyar. Tamamını kesip ormanı ortadan kaldıramazsınız. Ormanın yenilenme gücü, bu sınırın ana göstergesidir. Bir ormana, odun üretimi için neredeyse on yılda bir gidilir. İhtiyacımız olanı belirli çapa erişmiş olanlar karşılar.
“Ormanları bekleyen doğal felaketlerden bahsederken, onları hem tehdit hem de yaşam biçimi!” olarak tanımlayabiliriz. Hangi doğa olaylarının ormanların yaşam evrelerinde başrol oynadığını bilirsek, birlikte yaşamak daha da kolaylaşır. Sel, yıldırım, yangınlar, kar ve rüzgâr kırıkları, böcek salgınları gibi olaylara karşı bu yaşam gücünü kullanır. Böylece yeniden var olur. Bonitet, bu yönüyle bizler için doğa tarafından konulmuş öğretilerin toplamıdır. Orman ekosisteminin en önemli yanı da, geçirdiği evreler ve geliştirdiği yöntemlere aykırı şekilde ondan faydalanmamıza izin vermemesidir. Ondan en çok faydalanma yolu onun kurallarına sonuna kadar itaat etmektir.
Bonitet: Kusursuz Rekabet!
Ağaçlar da kendi aralarında inanılmaz bir rekabet sergilerler. Daha çok ışık için dallarını yukarılara, daha çok su ve besin maddesi için de köklerini derinlere uzatırlar. Hatta yine ormanın kenarında yalnız başına bir çam ağacı görürseniz, gövdesinin şekline dikkat edin. Biz ormancılar o tip ağaçlara “azman yapmış” deriz. Toprak, ışık, su ve besin rekabeti olmadan, kısa boyu, yana yayılan kalın dalları ile kendini hemen gösterir. Hemen az ilerideki sık ormanda ise mesleğimizin duayeni Prof.Dr. Cemil Ata Hocamızın tabiriyle “kurşun kalem gibi” sıralanırlar. Muhtemelen en sevdiğiniz kitaplarınızı taşıyan kütüphane de bu ormanlardan üretilip odanızı süsler. Her ne kadar masif mobilyalar artık hem ekonomik hem de çevresel nedenlerle daha az üretilse de hepsinin kaynağı buraya dayanır.
Üretim konusunda da bonitet bize farklı açılardan bakmayı öğütler. Bunlardan biri teknik konulardır. Ekolojik koşullarına, arazi yapısına göre teknik uygulamaların olasılıklarını tartışırız. Bu teknik uygulamalar bize ekonomik verimlilik açısından da fikir verir. Ormanın ana işlevleri arasında saydığımız bu ekonomik fonksiyonun yanında ekolojik ve sosyal fonksiyonlar vardır.. Bunlar çerçevesinde yönetilen ormanlar, 10 farklı fonksiyona sahiptir. Böylece her birinin mevcut durumuna göre uygulamalar tanımlanmakta ve yıllar içerisindeki çalışmalarla sürdürülmektedir.
Ormancılık dilinde bonitet, etik demektir
Nüfus arttıkça, sanayi, tüketim, tasarım gibi birçok konuda da hayat giderek çeşitlenir ve karmaşıklaşır. Türkiye’de 1917 yılında yapılan ilk amenajman planından günümüzdeki ekosistem tabanlı planlamalarına ulaşan, biyolojik çeşitliliğin ormancılıkla bütünleştirilmesi çabaları da, doğanın milyonlarca yıllık gelişimi ile insanlığın her an değişen dinamiklerinin uyumu amacını taşır. Yeryüzüne ağıtlar yakmak yerine, onunla birlikte yaşamanın etik şekillerine dair, geçmişte izler aramak gerek. Ormancılar, dünyanın her yerinde mesleklerini yürütürken, orman ve insan arasındaki güç dengesini oluşturan anahtar, bonitettir.
Ormancılığın etik temelinde bu öğreti yatar.
2 comments
Comments are closed.