Ormanı anlamak için bütün dağı tanımak gerek
Alpin zon olarak adlandırılan yüksek dağ kesimlerinin özellikleri, çoğumuz tarafından bilenmemektedir. Ormanlar, denizden yüksekliklerine göre farklı zonlara ayrılmışlardır. Örneğin Karadeniz Bölgesinde, deniz seviyesine daha yakın yüksekliklerde, geniş yapraklı ağaçların hâkim olduğu ormanlar bulunurken, dağlara doğru ilerledikçe önce karışık, sonra iğne yapraklı, başka bir deyişle ibreli ormanlar yetişir. İki bin metre yüksekliklere yaklaştıkça, orman sınırı başlar. Ağaç toplulukları seyrekleşir, boyları küçülür ve daha sonrasında Alpin Zon denilen çayırlık alanlara ulaşılır.
Hepimizin yazın gittiği yaylalar, işte bu alanlardır. Alpin zon, ağaçların yetişebilmesi için gerekli ekolojik koşullara, vejetasyon süresine sahip değildir. Vejetasyon süresi, toprak sıcaklığının 10 Santigrat derecenin üzerinde olduğu mevsim uzunluğunu ifade eder. Ancak Türkiye’de, Kars Sarıkamış, Kayseri Pınarbaşı gibi bazı bölgelerde daha yüksek irtifalarda Sarıçam ormanları yetişmektedir. Bunlar ise yaygın örnekler değildir. O yörenin kendine özgü ekolojik koşullarından kaynaklı ekstrem örneklerdir.
Ekstrem örneklerden biri de Denizli Beyağaç’daki Kartal Gölü Tabiatı Koruma Alanı’dır. Sandras Dağının zirvelerinden, 2261 rakımlı Ulugöl Tepe’de bulunan bu göl, Türkiye’nin en yaşlı Karaçam ormanıyla çevrelenmiştir.
TRT HABER Kadim Belgeselinin 10. Bölümünün çekimlerininde bu alanı görme şansını elde etmiştik. Muğla ve Denizli’den ulaşılabilen bu alanda, ne yazık ki piknikçi istilasının da önüne geçilememektedir.
Bir ülkenin doğal özellikleri, aynı zamanda kimliğini de temsil eder. Bu hem aynı zamanda beraberinde bir kültür de oluşturur. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, resmi tanıtım sitesinde, bu kuşağa da yer vermiştir. Orada da şu ifadelerle tanımlanır:
“Alp bölgesi bitki toplulukları, orman ekolojik sistemlerinin üst sınırlarından başlayarak kar örtüsünün devam ettiği yüksekliklere (yaklaşık 2.000 ile 3.500 metre arası) kadar uzanır. Engebeli ve dağlık bir ülke olan Türkiye’nin üç bin metreyi aşan 129 zirvesi olduğunu göz önüne alırsak, Alp bölgesi bitkilerinin ülke içinde çok geniş bir alanı kapladığı, hatta “plato” olarak bilinen tüm meraların bile bu bitki bölgesinde yer aldığı söylenebilir.“