Orman böceklerini konuşurken, onları zararlı sınıflamasına sokmadan, ekosistemdeki işlevleriyle başlamak istiyorum. Onlara bir tehlike olmaktan çok, bir gösterge ya da sistemin bir enerji bileşeni gözüyle bakabilir miyiz?

Böcekler, tür sayısı itibariyle en kalabalık grup. Orman böceklerini sadece zararlı olarak düşünmek, elbette son derece yanıltıcı bir düşüncedir. Çünkü, orman böcekleri, ayrışmaya, enerji akışına, karbon ve besin döngüsüne, toprak oluşumuna olumlu katkılar sunarlar.

Bu küçük canlılar, ekolojik çeşitlilik içinde önemli bir yere sahip. Orman böcekleri, sağlıklı bir ekosistemdeki yadsınamaz düzeyde gerekli canlılardır. Kabuk böcekleri, küresel olarak tüm orman böcekleri arasında, ormanları etkileyen en yıkıcı biyotik faktörlerdendir. Bazı türlerinin epidemi, yani salgın oluşturmaları sonucunda, geniş alanlarda ağaç ölümleri görüyoruz. Ekosistem olumsuz olarak etkileniyor ve ekonomik kayıplar, ekolojik dengesizlikler oluşuyor. Bu salgınlar, aynı zamanda ormanların verimliliği açısından da büyük bir tehdit.

Ötücü kuşlardan, sürüngenlerden başlayıp kurt, ayı gibi büyük memelilere ve en tepedeki yırtıcı kuşlara kadar hayvan varlığının ilk kademe protein kaynağı olarak tanımlayabilir miyiz? Yani tam anlamıyla bütün sistemin ateşleyicisi böcekler midir?

Böceklerin bünyelerinde, yüksek oranda proteinin yanında, kalsiyum, demir fosfat, vitamin ve mineral madde vardır. Av oldukları pek çok hayvanın diyetinde yer almalarına atfen, oldukça değerli besin kaynağıdır. Amfibilere, sürüngenlere, kuşlara ve bazı memelilere kritik besin kaynağı sağlamaları açısından da önemlidirler. Orman böcekleri, besin zincirinin en üst seviyesinde değer görür ve ayrıştırıcı olarak da değerli canlılarıdır.

Besin zincirinde her bir parçanın diğeriyle doğrudan ilişkisi, hangi dış etkenlerle kırılmalara uğruyor?

Biyotik bir topluluktaki türler arasındaki beslenme ilişkisinin, rekabetçi bir hiyerarşisi var. Bir organizmanın diğer bir organizmayı tüketmesiyle, besinlerin ve enerjinin geçtiği doğrusal bir dizilimdir. Besin zinciri, zincirdeki türlerden bir grubun yok olması ya da yerine vahşi bir türün geçmesiyle kırılır. Bu durumun devamında diğer hayvanların yok olması ve ekosistemde ciddi dengesizlikler söz konusu olabilir.

Sanayi devrimi denilen ana suçlu imgesinin yokluğunda durum nasıldı? Başka bir deyişle, insan etkisinin olmadığı alanlarda ne gibi etkenler, böcek salgınlarına yol açıyor?

Tarih öncesi zamanlarda da böcekler, besin zincirinin önemli bir parçasıydı. Paleoentomoloji alanında yapılan bazı çalışmalara göre yüz milyonlarca yıl önce, daha büyük boyutlu böceklerin varlığı iddiası bulunuyor. Ancak günümüze yaklaştıkça aşina olduğumuz türler ve boyutlar dikkat çekici.

Doğal unsur olarak böceklerin bulunduğu alanlarda, insan etkisi olmaması durumunda doğal denge var olacaktır. Zaten var olan türler, belirli popülasyon seviyelerinde bulunuyor ve kendi devinimlerini sağlıyor. İklim başta olmak üzere biyotik, yani canlı faktörler, salgın oluşumunu destekleyebilir. Zararlı nüfusunun artması, aslında kendi doğal düşmanlarını da tetikleyecek, kısa veya uzun doğal denge kendi içinde oluşacaktır.

Sırada başka bir suçlumuz daha var: İklim değişikliği ve hatta yanı başında işbirlikçisi küresel ısınma! Üzerinde çok durulan ağaç göçü kavramı, aslında iklim kuşaklarının kuzeye göçünün bir ifadesi. Böcekler buna nasıl tepki veriyor?

Ormanlar, tüm canlı ve cansız varlıklar ile bir bütün oluşturan, kara ekosistemleri içesinde belki de en güçlü sisteme sahip. Normal şartlar altında, kendi dengelerini koruyabilmekte ve böceklerle bir düzen içerisinde var olmaya devam edebilmektedir. iklim değişikliği yanında, uygulama hataları, kirlilikler, nüfus artışları, küresel ısınma gibi insan kaynaklı pek çok faktör, ormanlarda yaşayan bu küçük canlıları da etkilemektedir.

Ağaçlarda uzun sureli strese neden olan bu faktörler, böcekler üzerinde olumsuz süreçleri destekler. Dolayısıyla, böceklerin popülasyonlarının artmasına, devamında da salgın oluşturmalarına neden olabilir. Geniş yelpazeden bakıldığında, ormanlar, ekonomik, ekolojik, sosyal ve kültürel katkıları nedeniyle en değerli varlıklarımızdan biri. Böceklerin olumsuz etkilerinin artması ve salgınlar, orman varlığının üzerinde tehdit oluşturur.

Yapılan bazı çalışmalarda, böceklerin küresel ısınmaya bir miktar uyum sağlayabilecekleri ve belirli risklerden kaçınabilecekleri ifade ediliyor. Özellikle zararlı türler karışık tepkiler geliştirseler de, iklim değişikliğine bağlı olarak, olumsuz etkilerinin katlanarak artacağı inancındayım. Ancak şunu da unutmayalım ki, zararlı türlerin iklim değişikliklerine tepkilerini genellemek doğru olmaz. Bu konuyu tür bazında değerlendirmek daha gerçekçidir.

Bu aşamada, kuzeyli orman ağaçları için yeni zararlılar, istilacı türler gibi kavramlardan bahsedebilir miyiz?

İklim değişikliği ile sıcaklık ve yağışlardaki değişimler, ormanlar üzerinde olumsuz sonuçlar oluşturabilmekte. Nitekim Türkiye’deki bazı orman ağaçlarında, geçmiş yıllarda yaz sıcaklıklarındaki artış ve azalan yağışa bağlı olarak, kurumalar ve nihayetinde ölümler görülüyor.

Orman ekosistemleri, sıcaklık ve yağışlardaki değişimleriyle, sekonder zararlılara da (böcek, mantar vs.) açık hale gelir. Aslında iklim değişikliği açısından baktığımızda, yüzyılın sonuna kadar pek çok böcek yaşam alanının yaklaşık yarısının olumsuz etkileneceğini söyleyebiliriz.

Özellikle tozlaşmayı sağlayan böcek türleri üzerindeki olumsuz etki, pek çok ekosistem fonksiyonunu aksatacaktır. Bunun yanında, kuzeyli ormanlarda yeni zararlılar olup olmayacağı konusunda kesin bir şey söylemek farazi olur. Ancak zararlı türlerin etkinliğinin daha fazla olacağı fikri bana daha yakın geliyor. Populasyon artışlarının kontrolsüz olması ve salgınların ağaçlarda vereceği zararlar, günümüzden çok daha riskli olabilir.

İklime bağlı olarak, Anadolu ormanlarında da böcek popülasyonlarının davranışında değişimler gözleniyor mu?

İklim değişimi, doğal iç süreçlerin bir sonucu olabileceği gibi, harici zorlamalardan da kaynaklanabilir. Bu nedenle, değişimi önceden öngörmek oldukça zordur. Küresel ısınma, insanlık tarihinde şimdiye kadar karşılaşılan en ciddi tehditlerden biridir. Pek çok değişken, orman böceklerinin populasyon dinamiklerini etkileyebilir. Zararlı türlerin salgın frekanslarını ve yoğunluklarının artması da muhtemel sonuçlardandır. Günümüzde de, sıcaklık ve nem gibi abiyotik faktörler, konukçu hassasiyetini etkilemektedir. Çalışmalarımızda, salgının gelişimi için hassas konukçu ağaçların, geniş alanlarda bulunduğunu görüyoruz.

Oluşacak yeni senaryoda, elimizdeki böcek salgınlarıyla mücadele yöntemlerini aynen uygulamak yeterli olacak mı? Ormancılar olarak bu aşamaya nasıl hazırlanıyoruz ve ne tip öngörülerde bulunabiliriz?

Dünyada ve Türkiye’de, doğayı taklit eden, daha vicdani olan ve ormancılığın etik anlayışında kabul gören mücadele uygulamaları gerçekleştiriliyor. Zararlı türüne göre değişse de, tuzaklar ve biyolojik mücadele elbette ki başarılı ve tercih edilen uygulamalar. Tuzaklar, mücadele yöntemlerinden entegre zararlı yönetimi stratejilerinin bileşenlerinden biri.

Biyolojik mücadele, doğal kontrol ajanları ile gerçekleştirmesi, zararlı popülasyonlarını predatör böcekler vasıtasıyla azaltması ile doğayla barışık bir uygulamadır. Sürdürülebilir olmasının yanında uzun vadeli getirisi açısından önemli. Doğal şartlarda var olan doğal düşman popülasyonu, zararlı türlerin üremesini ve popülasyonunu baskılayabiliyor. Ancak, yukarıda belirtiğimiz faktörlere bağlı olarak artan böcek popülasyonlarını kontrol edebilmek, genellikle zor bir iş. Belki de kendi elimizle bozduğumuz doğayı taklit ederek müdahale etmeye ve dengeyi yeniden kurmaya çalışıyoruz. Orman zararlıları ve mücadelede, ulusal ve uluslararası düzeyde biyopolitik anlayışlar geliştirilmesi ve desteklenmesi gerekir.

Biz böcekbilimciler, en azından olayların şiddeti değişse de aynı sıralamayı izleyeceğini tahmin ediyoruz. Bu nedenle, bir eylem planımızın varlığından bahsedebiliriz.

Prof.Dr. Gonca Ece Özcan’ın akademik yayınları>>

You May Also Like

Yarasalarla İşbirliği – Tarkan Yorulmaz

Bir biyolog olarak sizi yarasalarla ilgili çalışmalara yönelten düşüncelerinizden bahsederek başlayalım. Orman…

Sığla Ağacından İlham Almak – Okan Ürker

Yaşayan Fosil Sığla’nın benim korkularımı da bertaraf edeceğini biliyorum. Yani Sığla Ağacı, hepimize rol model olmaya devam edecek.

İklim Değişikliğine Yeraltından Cevaplar – Prof.Dr. Hakan Yiğitbaşıoğlu

Fiziki Coğrafya alanının önemli isimlerinden ve doktora dönemimin ilk gününden itibaren çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğim değerli hocamla iklim üzerine kısa bir söyleşi yaptık. Saatlerce konuşmaktan sıkılmasak da burada bir bakış açısını özetledik birlikte.